TANRISIZ AHLAK MÜMKÜN MÜ?
TANRISIZ AHLAK MÜMKÜN MÜ?
Ahlaki Değerler Tanrı Olmadan Nesnel Olabilir mi?
Giriş ve Problemin Tanımlanması:
Ahlak felsefesinin temel problemlerinden biri, ahlaki doğruların ontolojik temeli ve geçerlilik koşullarıdır. Bir davranışın doğru veya yanlış olması, onu değerlendiren bireylerin tutumlarına ve toplumların normlarına mı bağlıdır, yoksa ahlaki yargılar insan düşüncesinden bağımsız bir doğruluk değerine sahip olabilir mi? Bu problem, ahlaki nesnellik tartışmasının yanı sıra Tanrı’nın varlığı ile ahlak arasındaki ilişkinin de incelenmesini gerektirir.
Burada birbirinden ayrılması gereken iki temel mesele bulunmaktadır: Ahlaki doğruların nesnel olup olmadığı ve nesnel oldukları kabul edilirse bu doğruların hangi temele dayandığı. İlk mesele metaetiğin, ikinci mesele ise ahlaki gerçekliğin ontolojik temellerine ilişkin tartışmaların kapsamına girer. Dolayısıyla Tanrı’nın varlığı ile ahlak arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için öncelikle nesnellik kavramını açıklığa kavuşturmak gerekir.
Ahlaki nesnellik, en genel anlamıyla bir ahlaki yargının doğruluğunun yalnızca bireysel tercihlere, duygulara veya toplumsal uzlaşmalara bağlı olmaması demektir. Örneğin, bir davranışın haksız olduğu iddiası, insanların bu davranışı onaylamasıyla doğru hâle gelmiyor veya onu reddetmesiyle yanlış hâle gelmiyorsa, bu iddia nesnel bir doğruluk iddiası taşır. Ancak nesnel ahlaki doğruların varlığını kabul etmek, onların kaynağının Tanrı olduğunu kendiliğinden göstermez. Bu nedenle ahlaki nesnelliğin kabulünden teizme ulaşmak için ayrıca gerekçelendirilmesi gereken bir çıkarım bulunmaktadır.
1.Tanrı Temelli Ahlak ve Euthyphron İkilemi:
Tanrı temelli ahlak anlayışları, ahlaki doğruların ve yükümlülüklerin temelini Tanrı’nın iradesi, buyrukları veya özündeki iyilik üzerinden açıklamaya çalışır. Bu yaklaşımların önemli bir avantajı, ahlaki yükümlülüklerin bireysel tercihlerden bağımsızlığını ve bağlayıcılığını ilahi bir temelle ilişkilendirebilmeleridir. Bununla birlikte, Tanrı ile ahlaki iyilik arasındaki ilişkinin niteliği ayrıca açıklanmalıdır.
Platon’un Euthyphro diyaloğuyla ilişkilendirilen ikilem bu noktada belirleyicidir: Bir şey Tanrı tarafından emredildiği için mi iyidir, yoksa iyi olduğu için mi Tanrı tarafından emredilir? İlk seçenek, ahlaki doğruların yalnızca iradeye bağlı olup olmadığı sorusunu doğurur. Eğer bir davranışı iyi yapan tek şey emredilmiş olmasıysa, ahlaki iyiliğin keyfîlikten nasıl ayrılacağı açıklanmalıdır. İkinci seçenek ise iyiliğin Tanrı’nın buyruklarından bağımsız bir ölçüte sahip olup olmadığını gündeme getirir. Böyle bir ölçütün varlığı kabul edilirse ahlaki nesnelliğin Tanrı’nın buyruklarına indirgenemeyeceği düşünülebilir.
Bununla birlikte, bu ikilem Tanrı temelli ahlak anlayışını kesin biçimde çürütmez. Robert Merrihew Adams’ın geliştirdiği yaklaşım gibi bazı teistik teoriler, ahlaki yükümlülükleri yalnızca keyfî buyruklara değil, Tanrı’nın özsel iyiliğiyle ilişkilendirir. Bu görüşlerde Tanrı’nın iradesi ile ahlaki iyilik arasındaki ilişkinin rastlantısal olmadığı savunulur. Ancak bu çözümün başarısı, Tanrı’nın özsel iyiliği kavramının nasıl açıklandığına ve ahlaki yükümlülüklerin bu iyilikten nasıl temellendirildiğine bağlıdır.
Dolayısıyla Euthyphron ikileminin felsefi önemi, yalnızca Tanrı temelli ahlaka bir itiraz yöneltmesinde değil, ahlaki iyiliğin nihai açıklamasının ne olması gerektiği sorusunu ortaya koymasındadır.
2.Tanrı’dan Bağımsız Nesnel Ahlak ve Ahlaki Realizm:
Tanrı’dan bağımsız nesnel ahlak anlayışı, ahlaki doğruların geçerliliğinin Tanrı’nın varlığına veya buyruklarına bağlı olmak zorunda olmadığını savunur. Bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri ahlaki realizmdir. Ahlaki realizm, genel olarak ahlaki önermelerin nesnel doğruluk değerine sahip olabileceğini ve bazı ahlaki gerçeklerin insanların tutumlarından bağımsız olarak var olabileceğini ileri sürer.
Bununla birlikte, ahlaki realizm tek bir metafizik açıklamadan ibaret değildir. Bazı realist yaklaşımlar ahlaki özellikleri doğal özelliklerle ilişkilendirirken bazıları ahlaki doğruların doğal olgulara indirgenemeyeceğini savunur. Örneğin, bir davranışın bilinçli bir varlığa zarar vermesi betimleyici bir olgudur; ancak bu olgudan davranışın ahlaken yanlış olduğu sonucuna ulaşmak için zararın neden ahlaki açıdan önem taşıdığına ilişkin ek bir gerekçe gerekebilir. Bu durum, olgusal önermeler ile normatif önermeler arasındaki ilişkinin ayrıca incelenmesini gerektirir.
Tanrı’dan bağımsız ahlaki realizmin karşılaştığı temel sorunlardan biri, ahlaki doğruların varlığını kabul etmenin ötesinde, bu doğruların ontolojik statüsünü ve normatif bağlayıcılığını açıklamaktır. Eğer ahlaki doğrular insan tercihlerinden bağımsızsa, bunların ne tür gerçeklikler olduğu ve insanların bu doğruları hangi yollarla bilebileceği soruları ortaya çıkar. Ahlaki doğruların bağımsız gerçekler olduğunu söylemek, onların nasıl bilindiğini veya neden eylemlerimizi yönlendirmesi gerektiğini tek başına açıklamaz.
Öte yandan, bu sorunların varlığı Tanrı’dan bağımsız nesnel ahlakın imkânsız olduğunu göstermez. Bir teorinin açıklama yükümlülüklerinin bulunması ile teorinin yanlış olması farklı iddialardır. Aynı değerlendirme Tanrı temelli ahlak için de geçerlidir: İlahi bir temele başvurmak, ahlaki doğruların kaynağına ilişkin bütün felsefi sorunları kendiliğinden çözmez.
3.Nesnellik, Ontolojik Temel ve Epistemik Gerekçelendirme:
Tartışmanın derinleştirilmesi için üç kavramın birbirinden ayrılması gerekir: ontoloji, epistemoloji ve normatif gerekçelendirme.
Ontolojik soru, ahlaki doğruların ne tür bir varlığa veya gerçekliğe sahip olduğudur. Epistemik soru, bu doğruların nasıl bilinebileceği ve bir ahlaki yargının hangi gerekçelerle kabul edilebileceğidir. Normatif soru ise ahlaki doğruların neden eylemlerimiz üzerinde bağlayıcı olması gerektiğiyle ilgilidir.
Bu üç soruya verilen cevapların birbirinden ayrılması önemlidir. Örneğin, ahlaki doğruların Tanrı tarafından temellendirildiğini savunmak, insanların bu doğruları nasıl bileceğini kendiliğinden açıklamaz. Benzer biçimde, ahlaki doğruların akıl yoluyla bilinebileceğini ileri sürmek de onların ontolojik temelini belirlemez. Bir ahlaki ilkenin gerekçelendirilebilir olması, onun nihai kaynağının ne olduğu sorusuyla aynı değildir.
Bu ayrım, Tanrı ile ahlak arasındaki ilişki hakkında yapılan çıkarımların sınırlarını belirler. Ahlaki nesnelliğin kabulünden Tanrı’nın varlığına ulaşmak için, nesnel ahlakın Tanrı olmadan temellendirilemeyeceğini gösteren ek bir argüman gerekir. Tersine, Tanrı’dan bağımsız ahlaki doğruların mümkün olduğunu savunmak da Tanrı’nın var olmadığı sonucunu doğurmaz. Çünkü bir gerçekliğin Tanrı’ya bağlı olmadan var olabilmesi ile Tanrı’nın varlığının reddedilmesi mantıksal olarak farklı iddialardır.
Sonuç ve Değerlendirme
Ahlaki değerlerin Tanrı olmadan nesnel olup olamayacağı problemi, ahlakın kaynağından daha geniş bir tartışmayı içerir. Burada ahlaki doğruların varlığı, bu doğruların ontolojik temeli, insanlar tarafından bilinme imkânı ve normatif bağlayıcılığı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Tanrı temelli ahlak anlayışı, ahlaki yükümlülükleri ilahi bir temele bağlayarak açıklamaya çalışır; ancak Tanrı’nın iyiliği ile ahlaki doğrular arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğunu gerekçelendirmek zorundadır. Tanrı’dan bağımsız ahlaki realizm ise nesnel ahlaki doğruların Tanrı’ya bağlı olmadan var olabileceğini savunabilir; ancak bu doğruların niteliğini ve bağlayıcılığını açıklamalıdır.
Bu nedenle mevcut felsefi tartışma, taraflardan birinin hiçbir sorunla karşılaşmadığını veya diğerinin kesin biçimde çürütüldüğünü göstermemektedir. Daha tutarlı bir sonuca ulaşmak için her iki yaklaşımın da temel varsayımları, açıklama gücü ve karşılaştığı itirazlar karşılaştırılmalıdır. Temel mesele, ahlakın Tanrı olmadan düşünülebilmesinden ziyade, nesnel ahlaki doğruların hangi metafizik çerçevede daha başarılı biçimde temellendirilebildiğidir.
Kaynakça
1.Plato. Euthyphro.
2.Adams, Robert Merrihew. Finite and Infinite Goods: A Framework for Ethics. Oxford University Press, 1999.
3.Joyce, Richard. “Moral Anti-Realism.” Stanford Encyclopedia of Philosophy.
4. Shafer-Landau, Russ. Moral Realism: A Defence. Oxford University Press, 2003.
5.Stanford Encyclopedia of Philosophy. “Metaethics.”
6. Stanford Encyclopedia of Philosophy. “Moral Realism.”